|
Büyü sözünü sık sık duyarız. Pek çok
kimse büyüden söz eder. Ama çoğumuz bunun ne olduğunu
bilmeyiz. Onun için önce büyünün ne olduğunu anlamamız
gerekiyor.
Büyü, kötü usullere başvurarak bir insanın iradesini elinden
almak demektir. Çeşitli yollarla, usulleri kötüye kullanarak
bir insanı yönetim altına almaya, ona istenilenleri
yaptırmaya genel olarak büyü denilir. Büyü ile insanı
istemediği şeylere zorlamak, ona istemediği hareketleri
yaptırmak kabil değildir.

Büyücülük, her şeyden önce, dine ve inanca kesin şekilde
karşıt olan, batıl inançlara dayalı bir büyüsel işlem
toplamıdır. Reçeteler, formüllere dayanan, bunlara değişik
anlamlar yükleyen bir uygulamadır.
1584'te Anvers'te yayınlanan Gespar Peucer'in Falcılar (Les
Devins) adlı kitapta büyücülük şu şekilde tanımlanır.
Büyücülük, şeytanı tanımaya yarayan bir sanattır. Büyücü
tarafından çağrılan şeytan ve yardımcıları kendilerini
gösterirler veya kendilerini göstermeyip de talep edilen
şeyi yerine getirirler.
Büyüsel işlemler çoğunlukla olumlu (Ak Büyü) veya olumsuz
(Kara Büyü, Kırmızı Büyü) bir enerji akışına dayalı olduğu
söyleniyor. Bir enerji bedensel bir organa, psiko-somatik
(ruhsal-bedensel) bir işleve yöneltilebilir. Tarihte birçok
el yazması büyü kitabı hazırlanmıştır. En ünlülerden biri
15. Yüzyıla ait olduğu sanılan, önceki yüzyılda gizem ustası
Mc Gregor Mathers tarafından ilk kez İngilizce ye çevrilen
sihirbaz Ma Abra-Melin'in Kutsal Sihir Kitabıdır. (The Book
of the Sacred Magic of Abra-Melin the Mage). Kitaba göre
maddi dünya kötü ruhlar tarafından yaratılmıştır, ancak
sihirbaz, koruyucu meleğinin yardımıyla ve büyüsel
uygulamalara başvurarak, kötü güçlere karşı koyabilir hatta
kötü ruhları yönetebilir.
Büyücülüğün silahı büyülemedir, etkileme ve telkindir.
Kuramsal olarak etki ve duygu (sevgi, nefret) dozu güçlü
olan bir enerjinin belirli nesneler, formüller kullanarak
transferid ir.
Bu tür etkileşimde en çok kullanılan ve Vudu (voodoo) dahil
olmak üzere, her çeşit büyüsel gelenekte mevcut olan mum
veya kilden yapılan bir heykelciktir. Hedef olan kişiye
yapılmak istenilen şey, büyüsel formüller kullanılarak
heykelciğe (kukla, bebek) yapılır. Orta çağdan kalma bir
başka yöntem, Şanlı El veya Tutuşan El yöntemiydi. Asılarak
ölen birinin eli kesilir, kurutulur ve avucuna siyah bir mum
yerleştirilirdi. Dönemin kaynaklarına göre bu eli kullanarak
özellikle zehirlenme büyüleri yapılıyormuş.
Büyünün amacı doğanın organik gücünü sahiplenmektir ve de bu
gücü dilediğince kullanmaktır.
Büyü Ne Zaman
Yapılır ?
Her şey gibi büyü yapmanın da zamanı
vardır. Büyü genellikle gece yapılır. Ancak şeytanla tam
işbirliği halinde olan büyücüler için saatin de önemi
olmayabilir.

Bu arada büyünün cinsine göre zamanı ayarlanır. Ara açmak,
ayırmak, düşman etmek için olan büyüler, ayın onbeşinden
itibaren yeni ay küçülmeye başladığı zaman yapılır.
Bağlamak, emre almak yani muhabbet için olan büyülerse ayın
hilal halinden onbeşine kadar olan döneminde, yani ay
büyürken yapılır.
Büyü
Çeşitleri
Ak Büyü
Büyüsel işlemlerin tümü etnik,
ahlaksal bir değerlendirmeye tabi tutulduklarından ayrımlar
oluşuyor. İlk ayrım Ak ya da olumlu, iyiye yönelik, şifacı
büyüdür.
Ak Büyü ile uğraşan kişi temiz ruhlu, iyi niyetli, hatta
dindar biri olarak tanınır. Ak ile Kara Büyü ayrımını antik
uygarlıklarda Asur ve Babil'de buluyoruz. MÖ. 1800 yılında
Kral Hammurabi Kara Büyüyü yasaklamış, uymayanları ölümle
cezalandırmıştır.
Ak Büyünün amacı şifadır, destektir. Yorumlara göre örneğin,
aşk büyüsü de bu kategoriye girer ama aslında bu bir çeşit
zorlamadır. Ak Büyü ile Kara Büyü arasındaki farklılıklar
sadece niyet, amaç ve formüllerle belli olmuyor; kullanılan
malzemelerde farklıdır. Ak Büyüde ateş, altın, ayçiçeği,
cıva, elma, elmas, fasulye, fildişi, gümüş, horoz, inci,
incir, kurşun, kuşkonmaz, portakal, sarımsak, su, süt,
sirke, tavuk, tuz, yumurta, zeytinyağı kullanıldığı gibi,
Kara Büyüde ceset parçaları, idrar, kan, karga, kedi (kara),
kurbağa, kurt kanı, timsah dişleri, toprak (mezarlıktan),
tüy (kara tüy) yarasa (gözleri ve kanı) kullanılmaktadır.
Kara Büyü
Ak Büyünün ve ak büyücünün karşıtı
olan Kara Büyü, onu uygulayan ise Kara Büyücüdür. Amacı
kötülüktür, zarar vermektir ve cinayete, ölüme kadar
gidebilir. Ak Büyücünün tersine Kara Büyücü özverici değil,
kibirli ve fırsatçıdır, maddiyata bağlıdır.
Allah'tan nefret eder, doğanın kurallarına karşı gelir ve
kendisini yüceltebilmek, güçlerini arttırabilmek için her
şeyi yapabilir ve yapar.

Kara Büyü ya şeytanla bağlantılıdır ya da ölü ruhlarla (nekromansi),
her ne kadar Hz. Musa'dan başlamak üzere bütün dinler bunu
bir sapkınlık sayıp yasakladılarsa da, antik çağlardan beri
ölülerin ruhlarını çağırıp sayesinde geleceği öğrenmeye
çalışmak, yani, ölü falını uygulamak oldukça yaygın bir
dönemdi. Özellikle Orta Çağ büyücülüğü bununla sık sık
beslenmiştir. Orta Çağ tanrı bilimcilerinden Rabano Mauro
şöyle yazmıştır; Ölü falına bakanlar, kötü duaları ile
ölüleri diriltenler, geleceği öngörüp sorulara cevap
vermelerini temin eden kişilerdir. Ölüleri çağırabilmek için
ceset kanı gerekiyor, çünkü bu işlemlere yardımcı olan
cinler kandan hoşlanırlar.
Kırmızı Büyü
Kırmızı Büyü olumsuz amaç ve
niyetleri, uygulamaları ile Kara Büyünün bir çeşidi
yandaşıdır. Belki de en gerçek ve bu yüzden en tehlikeli
büyüdür. Şeytan'ın, kötü ruhların büyüsüdür ve işlemlerinde
ayinlerinde kaz kullanır, kurban keser.
Büyüsel işlemler çoğunlukla olumlu (Ak Büyü) veya olumsuz
(Kara Büyü, Kırmızı Büyü) bir enerji akışına dayalı olduğu
söyleniyor. Bir enerji bedensel bir organa, psiko-somatik
(ruhsal-bedensel) bir işleve yöneltilebilir. Tarihte birçok
el yazması büyü kitabı hazırlanmıştır. En ünlülerden biri
15. Yüzyıla ait olduğu sanılan, önceki yüzyılda gizem ustası
Mc Gregor Mathers tarafından ilk kez İngilizce ye çevrilen
sihirbaz Ma Abra-Melin'in Kutsal Sihir Kitabıdır. (The Book
of the Sacred Magic of Abra-Melin the Mage). Kitaba göre
maddi dünya kötü ruhlar tarafından yaratılmıştır, ancak
sihirbaz, koruyucu meleğinin yardımıyla ve büyüsel
uygulamalara başvurarak, kötü güçlere karşı koyabilir hatta
kötü ruhları yönetebilir.
Kırmızı Büyünün çeşitleri arasında önemlisi, merkezi Haiti
olan, oradaki yerliler ve melezler tarafından uygulanan Vudu
(Voodoo) dur. Kökenleri, Afrika'nın totemlere dayalı
inançlarına bağlıdır. Vudu Büyücülüğünde düzenlenen
ayinlerde dansların, müziğini kendinden geçmelerin, kurban
edilen hayvanların (kaz, horoz, kara keçi) nedeni ve amacı
adları Loas olan bazı ilkel güçleri (ölü ruhları) harekete
geçirmektir. Trans haline geçen vudu rahibeleri, birer
medyum gibi hareket ederek bu güçlere teslim olurlar.
Vudu'ya benzer bir uygulamaya Brezilya yerlilerinin Macumba
(Makumba) törenlerinde rastlarız.
Macumba, temelde cinsel büyücülüğe bağlıdır, erotizmi
boldur. Vudu ayinleri daha çok mezarlarda yer alırken,
Macumba için mekan olarak açık alanlar ya da ormanlar tercih
edilir.
Vudu'nun çok konuşulan fakat kanıtlanmayan ve fantastik
olarak görünen bir tarafı ise, Zombiler'dir, ya da yaşayan
ölüler (Zombi: mezardan çıkma). Kara büyüsel işlemlerle,
hipnoz ve telkin yolu ile diriltildiği söylenen bu hareket
halinde cesetlerin ruhsuz olduğu söylenir. Bir Zombi'nin
kumanda edilmesi, yönlendirilmesi onu o hale sokan Kara
Büyücünün işidir.
Büyü Örnekleri:
Ayırma
Büyüleri
Sabun ve Saç
Sabun ve saçla yapılan bu büyü
öldürücüdür. Büyü yapılmak istenen kimsenin saçından birkaç
tel alınır. Hiç kullanılmamış bir kalıp sabuna sarılır.
Sabuna kır bir iğne batırılır ve belirli bir dua okunur.
Sonra bu sabun kör bir kuyuya atılır. Sabun orda eridikçe
büyü yapılan kişi de evinde erimeye başlar ve yatağa düşer.

Kaşık Büyüsü
İki sevgiliyi, eşi ya da kardeşi
ayırmak için yapılan bir büyüdür. İki tahta kaşığa, ayırmak
istenilen kişilerin isimleri yazılır ve kaşıklar arka arkaya
getirilir. Yeni ölmüş birinin mezarı açılarak kefeninden bir
parça yırtılır ve kaşıklara sarılır. Belirli bir dua okunur
ve kaşıklar başka bir mezara gömülür. Ayrılması istenen
kişiler o andan itibaren birbirleri için adeta ölü
gibidirler. Yaşadıkları sürece bir daha yüz yüze gelemezler.
Domuz Yağı
Eşleri ayırmak için çok kullanılan
şeylerden biri de domuz yağıdır. Büyüyü yapacak olan kimse
bir parça domuz yağını alır, koynuna sokar. Sonra bir
kiliseye giderek rahipten kendisini okumasını ister. Rahip
bu isteği kabul ederek o kimseyi okursa maksat gerçekleşir.
O insan okunurken koynunda gizli domuz yağı da okunmuş olur.
Bu okunmuş domuz yağını çiftin yattığı yatağa koyarsa, o
zaman karı koca birbirini domuz gibi görmeye başlar,
birbirinden nefret ederler. Büyüyü yapan kişi, eğer yatağa
koyamıyorsa, sokak kapısına sürer, bu da tartışma ve
kavgalara yol açar.
Ölü Toprağı
Ayırmak
için yapılan büyülerde ölü toprağı kullanılır. Ölü toprağı
bir mezardan alınarak ayırmak istenilen kişilerin yatağına
serpilir. Çift o andan itibaren birbirinden ayrılır. Ölü
toprağı serpilirken belirli dualar ve sözler söylemek
gerekir.
Kısmet Açmak
İçin Yapılan Büyüler
Pamuk
Çekirdeği
Üç pamuk çekirdeğinin üstüne birer
defa tuncina duası okunur. Sonra kızla evlenmesi istenen
erkeğin ismi söylenir ve çekirdekler adamın kapısının
eşiğine gömülür. Kısa süre sonra erkeğin kızla evlendiği
söylenir.
Kurşun
Bir levha kurşunun üzerine istenen
kimsenin ve annesinin adları yazılır. Sonra tuncina duasının
baş kısmı yazılarak ateşe atılır. Kurşunu atarken de 'Bu
kurşun nasıl erirse…..benim için öyle erisin bana gelsin!'
denir. Kurşun eridiğinde o kişinin dayanamayarak geldiği
söylenir.

Saygı İçin
Sevdirmek için bu büyüden de
yararlanılır. Böylece kendisini sevmeyen, beğenmeyen birini
bile kolaylıkla bağlar. Bu büyü yapıldığı zaman büyülenen
kimse deli gibi aşık olur. Büyü yapanı görmediği zamanlar
kederinden ölecek hale gelir. Pek çok çeşit muhabbet büyüsü
vardır. Büyülenen bir yiyeceği istenen kimseye yedirmek veya
okunmuş çiçeği koklatmak yeterlidir.
At Nalı
Eski
bir at nalının üzerine sevmesi istenilen kişinin adı ve
Ayetülkürsü suresi yazılır. Küllü bir ateşin dibine nal
yerleştirilir, yalnız bu ateş hiç sönmeyecektir. Ancak ateş
yandığı sürece o kişinin aşkı devam edecektir.
Biber
Bir top kırmızı biberin çekirdekleri
çıkarılarak kırkbir tanesi ayrılır diğerleri atılır. Her
çekirdeğe bir Yasin suresi okunur ve bu çekirdekler tekrar
biberin içine doldurulur. Biber ateşe atılırken de 'Bu biber
nasıl yanarsa ….benim için öyle yansın bana gelsin' denilir.
Yedi gün süreyle bunu tekrarlamak gerekir.
Bakır
Bir bakır levha üzerine Tanrının
sıfatları yazılır ve yüksek bir yere asılır. Her gün seher
vaktinde kalkılıp bu bakıra bakılarak istenen kimsenin helal
sevgisi için dua edilir. Böylece o kimse gelir ve bakır orda
durduğu sürece bir daha ayrılmaz.
Yarasa
Yarasa kesilerek kanı sevilen kimsenin
eşyasına yahut üstüne sürülür. Veya bu kandan bir iki
damlası istenen kişinin içeceği bir şeye karıştırılır.
Yarasanın ölüsü de o kimsenin kapısının eşiğine gömülür.
Büyülen kimse aşık olur ve bir daha ayrılmaz.

Tırnak
Bir kadının kestiği tırnak, bir kapta
yakılıp kömür haline getirilir ve ince ince dövülerek toz
haline getirilir. Bu toz, sevmesi istenen kimsenin
yiyeceğine veya içeceğine karıştırılır. O kimse bunu
yedikten sonra bağlanır ve bir daha ayrılmaz.
Nohut
Kırkbir tane nohudun her birinin
üstüne bir İhlas duası okunur. Sonra nohutlar bir kaba
konularak ağır ağır pişirilirken sevmesi istenen kimsenin
adı tekrarlanır. Nohutlar iyice pişince o kişinin içine
büyük bir aşk ateşi düşer. Her şeyi terk ederek koşa koşa
geldiği söylenir.
Sevilenin Eşyası
Sevilen kişinin giydiği eşyasını
alarak da büyü yapılabilir. Özellikle tene giyilen şeylerden
çok yararlanılır. Böyle bir eşyanın bir parçası yırtılarak
üstüne Tuncina duası yazılır. Sonra parça ateşe atılır. O
kimse başkasına bağlı olsa da ona yüz çevirir ve büyüyü
yapan kişiye gelir.
Kuru Üzüm
Yirmibir tane kuru üzümün üstüne bir
Yasin okunur. Sonra bunlar bir kapta ağır ağır kavrulur.
Üzümler kavrulurken bir kara dut, bir beyaz dut çubuğu ile
bunlar karıştırılır. Bir yandan da "Falanın oğlu ya da kızı…
aşkımdan ak dut gibi sararsın, kara dut gibi kararsın.
Yemesin içmesin, gözüne uyku girmesin, beni görmedikçe rahat
etmesin!" diye tekrarlanır. Üzümler kavrulduktan sonra iki
gün içinde büyü yapılan çıkagelir.

Saç
Sevilen kimsenin yedi tel saçına Ya
Vedut okunur ve saçlar ateşe atılarak yakılır. O kimse
aşktan delirecek gibi olur ve yapan kişiye gelir.
Sicim
Bir sicime kırkbir düğüm atılır. Bu istenen kişinin geleceği
sırada kapının önüne bir paspasın altına yerleştirilir. O
kimse oraya bastığı an bağlanmış olur. Bir daha da ayrılmayı
düşünmez. Yalnız her düğümü atarken o kimsenin adını
söylemelidir.
Bakla
Kırkbir tane baklanın üstlerine bir
adet Esma çekilir. Ondan sonra baklaların her gece bir
tanesi ateşe atılarak, "…benim aşkımdan yanıp tutuşsun ve
hemen gelsin" denilir. Kırkbir gece içinde istenen kişinin
geldiği söylenir. Bazen daha birkaç bakla yakıldığı halde
gelebilir, o durumda diğer baklaları yakmaya devam etmek
gerekir. Aksi halde büyü yarım kalacağı için gelen kimse de
birden soğuyarak geri dönebilir.
Gül
Bir gülün üstüne bir adet Esma ve
Tuncina suresi okunur ve bu, beğenilen kimseye verilir.
Kendisi bu çiçeği koklar ve bir daha ayrılmamak üzere aşık
olur. Ancak böyle bir çiçeği büyü yapılacak kişinin eline
vermek, başkalarıyla yollamamak gerekir.

Şeker
Bir şeker veya tatlı üzerine kırkbir
adet Bismillahirrahmanirrahim okunur ve sevilen kimseye
yedirilir. O kimse o andan itibaren neşe, huzur ve sevgi
duyar. Aslında diğer büyülerle karıştırmamak gerekir. Bu iş
iyi niyetle yapılırsa bir zararı yoktur. Çünkü tatlı yiyen
kimsede sadece huzur ve mutluluk olur. Bunun etkisi de uzun
süreli değildir.
İncir
Taze bir incirin üstüne Ya Bedduh, Ya
Kısmet, Ya Muhabbet sözleri bin kere okunur ve sonra sevilen
kimseye yedirilir. Böylece o kimse aşık olur ve kalbiyle
bağlanır bir daha da ayrılmayı istemez.
Yabancılar
Büyünün sadece bildiğiniz, tanıdığınız
kimseleri etkileyeceğini de sanmamalısınız. Büyü tanıdığınız
veya tanımadığınız herkesi etkileyebilir. Ancak her gün
üstüne büyüyü engelleyici dualar okuyan veya büyüye mani
olacak muska taşıyan kişileri etkilemez. Eski zamanlarda
korkunç büyüler yapan tiplerin bazı usullere başvurarak
yabancıları da bağladıkları söylenmektedir. Yani bir kadın,
bir rastlantı sonucu gördüğü bir erkeği, büyücünün yaptığı
sihir sayesinde ayağına getirtebilmektedir. Eski çağlarda bu
tür durumlara sık rastlanırmış. Yalnız bazı büyülerin ömür
boyu sürmesine karşılık, bazıları da geçicidir.
Büyü Tazeleme
Bazı büyülerin ömür boyu sürmesine
karşın, bazıları bir ay ya da bir yılda etkisini kaybeder.
Mesela biber yakarak birinde arzu uyandırmak mümkün olabilir
fakat bu geçici bir istektir. Bunun devam etmesi için bu
büyüyü tekrarlamak gerekir. Buna karşın kaşık büyüsü ömür
boyudur. Domuz büyüsü de yine bulunup temizlendiği anda
etkisini kaybeder. Bu tür büyülerin tekrarlanması durumunda
etkili olurlar. Yani büyüler ömür boyu ve kısa süreli olmak
üzere ikiye ayrılırlar.
Mum
Bir
mum üzerine istenen kişinin annesinin adı ve isteklinin
kendi adı yazılır. Bunun üzerine de bin Esma okunur. Gece
yarısından sonra büyüyü yapan kimse, 'Bu mum nasıl
yanıyorsa, sende benim için öyle yan' diyerek mumu yakar.
Ama mumun yedide biri yanınca söndürür. Ertesi gece yine
aynı şeyi tekrarlar. Böylece mumu yedi gecede yakar. Erimiş
mumu da harlı ateşe atar ve yine aynı sözleri tekrarlar.
Böylece o insan sevgiden yana yana çıkagelir.
Kabak
Sevgisi sönen, unutan, bıkan ve giden
birini geri getirmek için de büyüden yararlanılır. Pek çok
muhabbet büyüsü sönen aşkı canlandırmaya yeter. Ancak araya
soğukluk girdiyse ve o kimse çok uzaklardaysa, o vakit çok
daha kuvvetli bir büyü gerekebilir. Bir bal kabağı oyulur ve
yandan çekirdekleri çıkarılır. Bu çekirdeklere onbir Esma
okunur. Sonra bu çekirdekler tekrar kabağın içine konur.
Kabak gidenin gelebileceği tarafa, yüksek bir yere asılır.
Orada kurumaya bırakılır. Kabak kuruyup düştüğü gün, o
kaçan, unutan, giden kimse büyük bir sevgi ve istekle geri
döner. Bir daha da ayrılmaz.
Güzel Görünme
Bir kızın sevgilisine, bir kadının
kocasına güzellik muskası yapmak için kullanılmamış bir el
aynasının üstüne güzel görünmek isteyenin adı, is mürekkebi
ya da toprak boyası kullanılarak, tüy, kanat teleği ya da
başka bir nesneyle yazılır, kurumadan silinir. Bu iş yedi
defa tekrarlanır. Aynanın ortasına bir damla mürekkep ya da
toprak boyası damlatılır. Damlatma sırasında kızın ya da
kadının adı söylenip Vech-I ahsen ya Halik (Ey yaratıcı bu
en güzel yüzdür) denir. Boya damlası aynanın üzerinde
kuruduktan sonra yetmiş halakallah'I beşer fi suretuilmelek
(Tanrı melek kılığında insan yaratmıştır), kırkbir kez
maşallahu subhanallah söylenir, aynaya üfürülür.Ayna üç gece
ay ışığına bırakılır, bu süre içinde yedi Elham, bir Duha
suresi okunur. Üçüncü günün bitiminde ayna yazılır, üstüne
aynanın büyüklüğünde bir muşamba yapıştırılıp büyüyü
yaptıranın odasına asılır. Bu kişi her sabah kalktığında
aynaya bir kez bakar. Ayna konduğu yerde asılı durduğu ve
yapan aynaya baktığı sürece kocasına ya da sevgilisine güzel
görünürmüş.

Bir erkek istediği kız ya da kadın için aynı özel büyüyü
yaptırır. Önce kızın adı yazılı bir kağıdın üzerine üç sin,
yetmiş elif, üç lam Kuran'dan küçük bir sure yazılır. Kağıt
ılık suyun içinde yıkanır, ezilir toz gibi suya
karıştırılır. Su, mürekkebin çıkardığı boya ile morarır. Bir
cuma gecesi yatsıdan önce bu su kızın kapısına serpilir,
ancak suyun birazı saklanır. Birisi aracılığıyla kızın
başına damlatılır. Kırk gün içinde kızda erkeğe karşı bir
yönelme başlarmı
Gül
İyice açılmış gülün çiçeğinden yedi
yaprak koparılıp, büyü yaptıracak olanın adı söylenerek yedi
kez üflenir. Bu arada bir de elhamdulillahirrabbilalemin
çekilir. Gül yaprakları daire şeklinde dizilip üç gün
bırakılır. Her gece bir kez sübhane marifetihi deyip
yapraklara üflenir. Üç gün bittikten sonra kurumaya yüz
tutan bu çiçek yapraklarının üzerine bir is mürekkebi ya da
sulandırılmış toprak boyası damlatılırken yine büyü
yaptıranın adı söylenir. Elhamdülillah ya Allah denir.
Yapraklar üst üste konup bastırılır, yedi kat muşambaya
sarılıp, üzerlerine kırkbir kez Leyl (Leyl, Kur'anın 92.
suresidir. Perdesini çeken gece adına, ışıldayan gün adına,
erkeği dişiyi yaradan adına diye başlar.) suresi okunup
üflenir, sonra bu muşamba da üç kat yeşil yamaya sarılıp
dikilir. Üzerine yedi dikiş vurulur. Büyüyü yaptıran
yıkanır, kokular sürünür, bu muskayı yatağının altına
gizler. Bu muska yatağın altında bulunduğu sürece, büyüyü
yaptıran başkalarının gözüne gül gibi güzel görünürmüş.
Bal
Arının oğul denen yavrularının ilk
yaptığı bal, kovandan çıkmadan üç yemek kaşığı kadar alınıp
bir kaba konur. Güzel görünmek isteyenin adı yedi kez
söylenip bal üflenir. Sonra bir rekat namaz kılınır. Belirli
sözler söylendikten sonra sağa sola üflenir, göğe karşı
Hıfzeyle ya Hu söylenir. Ya Hu derken u harfinin yedi kez
söylenmesi gerekir. Bu iş bittikten sonra bir kaşık tuzsuz
tereyağı küçük bir yumak yapılarak büyü yapılan kimsenin
yanaklarına dudaklarına sürülerek bal akıtılır iyice
karıştırılır. Karışımın bulunduğu tasın üstü örtülür. Üç
beklenir, dördüncü günden itibaren her sabah ezanından önce,
yaptıran kişi o baldan biraz yer. Yerken de "Allahumme
rabbike" der. Yedi sabah bu işlemi tekrarlar. Bal bittikten
sonra yedi gün ortalıkta pek görünmez daha sonra istediği
gibi rahatça dolaşabilir, ve kendisine bakanların gözüne çok
güzel görünürmüş.
Koca Bulma
Duvak Teli
Bir kızın kısmetinin açılması için,
gerdek gecesi yeni gelinin duvağından bir tel koparıp onunla
büyü yapılırmış. Duvaktan alınan tel üç gün içinde cinciye
götürülür. Cinci telin üstüne üç düğüm vurur, uçlarını boş
bırakır. Her düğümün üzerine büyü yaptıranın adını yedi kez
söyleyip üfler. Kızın saçından üç tel saç alır, onları da
duvak teliyle birbirine dolaştırır, sarar, yediye bükerek
bağlar. Üç gün günde yetmiş kez, euzubillah der, yere
tükürür. Üçüncü günün bitiminde telleri üç kat muşambaya,
muşambayı yeşil yamaya sarar, otuz üç dikişle diker, her
dikiş vuruşunda büyü yaptıranın adını söyler, fatih'i-kısmet
der. Kız yapılan muskayı, göğüs arasına ya da koynuna asar.
Kırk gün içinde isteyeni çıkar. Bunu yalnız yaptıranla cinci
hoca bilmelidir. Başkaları duyarsa büyü bozulur.
Üç Yol Ağzı
Kısmeti çıkmayan kızın, üç sabah üç
yol ağzında durması gerekir. Önce cinci hocaya gidip, sabah
ezanından önce okunulması gerekir. Hoca kızın alnına üç sin
yazar, aralarına birer nokta koyar. Mor mürekkeple yazılan
bu yazılar, üç kulhuvallah okunacak süre boyunca, kızın
alnında durur, sonra silinir. Kızın avuçlarının içine de
birer kaf yazılır, biraz sonra silinir. Üç kez euzübi
rabbike söylendikten sonra, kızın göğsüne üflenir. Evli bir
kadının baş örtüsü kızın başına örtülür, Kuran'dan bir sure
okunup kızın yüzüne üflenir. Bu işlem en az üç kez, en çok
yedi kez sabah ezandan önce yapılır. Kız cincinin yanından
ayrılıp üç yol ağzına gider. Orada üç kulhuvallah, bir elham
okuyup sağa sola üfleyecek sürede durur, yüzünü güneşin
doğduğu yöne çevirir. Bazı sözler söyler, başını üç kez
toprağa sürer ve dua eder. Bunu da en az üç, en fazla yedi
kez yapar. Bu büyünün yapıldığı süre, kızın aybaşı halinden
yedi gün önce ya da yedi gün sonra olmalıdır. Yine büyüyü
sadece kız ve cinci hoca bilecektir. Bunu yapan kızın
kısmeti yirmisekiz gün içinde açılırmış.
Kız Bulma
Erkek yalımları yükselen bir ocağın
başına oturur, yetmiş ya şafi söyler ocağa üfler. Cinci bu
sırada Kuran'dan kısa bir sure okuyup delikanlının dört bir
tarafına üfler. Sonra bir kağıdı bir bardak suda iyice
ufalar, üç besmele ile içirir. Bu işlem üç gün akşam
namazından sonra uygulanır. Üç gün ara verildikten sonra
delikanlı yine cinciye gelir muskayı alıp boynuna asar.
Muska dışarıdan görünmez. Muskanın dört köşesine dört kız
adı, ortasına da delikanlının adı yazılır. Arapça sözler
delikanlının adını çevreler. Kız adları dışta kalır. Muska
dokuza katlanıp üç kat muşambaya sarılır, yapıştırılır.
Dikilmez. Yaptıran bu muskayı boynuna astıktan en fazla kırk
gün içinde evlenebilecek kız bulurmuş.
Sevgiyi Arttırma
İki sevgili ya da karı koca arasında
bir soğukluk, uyuşmazlık belirtileri başlar, bunun gelecekte
daha büyük boyutlara ulaşacağından şüphe edilirse, nefesi
keskin bir hocaya gidilirmiş. Hoca Kuran'ın Meryem Suresi"ni
mor mürekkeple bir kağıda yazar, kağıdı küçük bir tas suda
eritir, üç sabah kendisine başvurana içirir, yedişer damla
da başına döker. Üçüncü günü kalan suyu da yedi damla
içirdikten sonra, kendisine başvuran erkekse başına, kadınsa
iki göğsünün arasına döküp üfler. Dört gün ara verir.
Yedinci günü yine Meryem Suresi'ni yazıp düzenlediği muskayı
göğsünün üstünde, içten taşınmak üzere başvurana verir. Bu
işlemin uygulanışından en geç dokuz, en az yedi gün sonra
aradaki soğukluk yumuşamaya, yerini sıcaklığa bırakmaya
başlarmış.

Büyü Günah
mıdır ?
Bazı kimseler büyünün günah
olmadığını, hatta bazen bunun iyilik sayılabileceğini iddia
ederler. Ama gerçek böyle değildir. Herkesin bir kaderi
vardır. Tanrı herkesin kaderini çizmiş ve ona irade gücü
vermiştir. Bir insan doğar ve kaderine göre bir ömür sürer.
Bu arada iyiyle, kötüyü ayırmak için vicdanından yararlanır
ve doğru yolda yürüyebilmesini de iradesi sağlar. Bir insana
büyü yapıldığı zaman onun doğru yolda gitmesini sağlayan
iradesi elinden alınmaktadır. Yani kendisi savunmasız
bırakılmaktadır. Bu da Tanrıya karşı gelmek demektir. Din
kitaplarının hepsinde de büyünün çok ağır bir suç olduğu
yazılıdır. Hatta Tanrının gerektiğinde her türlü suçu
bağışlayacağı belirtilmekte fakat büyü yapanı asla
bağışlamayacağı belirtilmektedir.

Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi büyü yapmak, ve
yaptırmak günahtır! Bir insanın kaderini değiştirmek,
iradesini elinden almak, kendisine acı çektirmek gerçekten
çok büyük bir suç ve günahtır.
Büyünün İyisi
Var mıdır?
Bazı kimseler kısmet açmak için veya
buna benzer nedenlerle büyü yapmanın sevap olduğunu iddia
ederler. Mesela evde kalmış bir kıza büyü sayesinde koca
bulmanın iyilik olduğunu söylerler. Bu da yanlış bir
düşüncedir. Tanrı, herkesin kaderini ayrı çizmiştir. O
isterse evde kalmış kuluna uygun bir eş de verebilir. Böyle
bir durumda o genç kızın hayırlı bir eş için dua etmesi daha
doğrudur ve aynı zamanda sevaptır. Ama Tanrının işine
karışarak, alın yazısıyla oynamak yine onun dualarından,
kitaplarından, sıfatlarından yararlanarak, büyü yapmak büyük
hatadır.

Büyü Çözmek
Tek sevap olanı yapılmış bir büyüyü bozmaktır. Böylece
büyülü, yani aslında acı çekmekte olan kimse bu durumdan
kurtulur. Ancak büyüyü çözmenin de kolay olduğunu sanmamak
gerekir. Bu herkesin yapabileceği bir iş değildir. Çünkü
büyü yapan Tanrıya ortak koşmakta, yani ortak olarak başka
bir gücü göstermektedir. Bu da bağışlanmaz bir günahtır.
Büyü yapan şeytanla işbirliği etmektedir. Şeytanın
yardımıyla istediklerini elde etmektedir. Bu arada ilginç
bir şeyi de açıklayalım: Tanrı, din kitaplarında kendi
iradesi dışında hiçbir şey yapılamayacağını kesinlikle
belirtmektedir. Hatta büyünün bile kendi istediği zaman
tutacağı açıklanmaktadır. Yani her şey Tanrının isteğiyle
olur. Bir büyüyü çözebilmek için de rasgele çarelere
başvurmak tehlikelidir. Yine, herkes büyü çözemez. Çünkü
buna gücü yetmez.

Büyü bozabilecek kimsenin belirli özellikleri, yetenekleri
olmalıdır. Dini iyi bilen, ruhu çok gelişmiş, din bilgini
diye adlandırabileceğimiz biri ancak büyüyü bozabilir.
Böylece o kötü etkiyi ortadan kaldırır ve kendisi de zarar
görmez.
Böylesine yetenekli olmayan birisi büyüyü çözmeye kalkarsa
büyük zarar görebilir. Çok ağır bir güç aldığı için
hastalanabilir, bir felaketle karşılaşabilir. Ama bu arada
herkesçe bilinen büyü ve nazarı def eden basit usullerde
vardır. Bunlar da hafif büyüleri ve kem gözü gidermek için
yeterlidir. Ama şiddetli büyülerde bu basit usullerden sonuç
alınamaz. |